Bir buruk yangın yeri...
Uzunca yılların ortada kalmışlığının çığlıkları var seninle aramizda.
Başka aşklardan, başka hayatlardan birbirimize kalmışlığımız ve bilmeden birbirimize sığınışlarımızı sadece ikimiz görebiliyoruz...
Yangın yerinden sarılarak çıkan iki yakınız... Oyle duman... Oyle is...
Göz gözü görmezken, birbirimize doğru koşuyoruz...
Ellerini uzatsan tutamam, biliyorum... Yine de ellerini özlüyorum...
Gözlerini benden her kaçırışında duyabiliyorum "keşke"lerini...
Benimki bakmak degil, seyretmek seni...
Bitmesin diyorum seyrederken, gitmesin hiç..
Bir balıkçı kahvesi dinginliği gibi ezberlemek seni...
Eksik, yarım kalmış, hic gelmeyecek bir gideni bekleyen...
Bir imkansız... Bir geri dönüşü olmayan... Bir geç kalınmışlık... Bir yaşanamamışlıksın içimde...
Sana bakınca vedalar diziliyor gözlerimin önune...
Başlamadan bitmeye yüz tutmuş bir aşk hikayesisin... Öyle eksik... Öyle pişman, öyle imkansiz...
Gel desem, gideceksin biliyorum...
Gelsem, git diyeceksin birgün...
Gelsen, o kadar geç kaldın ki...
Araya hayatlar, araya imkansızlar girdi...
Biz seninle "biz" olamayacak iki ayrı..
Biz seninle ,yangından kaçarken bir anda geri dönmek zorunda kalan iki yakın...
Öyle mecbur... Öyle borçlu...
Uzak kalmalı...
Ayrı durmalı...
Başka hayatları kurtarmalı...
Belki de"Biz"i unutmalı...
28.6.12
20.6.12
"MIŞ GİBİ"
Üzerinden yazlar geçmiş bir aşkın şarkısındayım bu gece...
En yarım kalmış, en özlenen ve en yaralamış nakarata sahip o şarkı...
Her melodisinde burnumun direğini sızlatan...
Bir kaçışı hatırlatan...
İmkansızlığın şarkısı...
O aşkın şarkısı...
En aşk...
Sebepsiz sualsiz teslim olduğum...
Asla dediğim... Keşkelerle kaldığım...
Ellerimde yırtılmış anılarla ortada bırakıldığım...
"Mış gibi"m...
Bir trafik ışığında, gözlerine öylece bakakaldığım...
Kendimi unuttuğum... Şarkısıyla yıkandığım...
Öteki yarım, asla "olamaz"ım...
Uğruna harflerimi savaşın ortasına attığım...
Bir sabah ezanının sessizliğindeki çığlığım... Kimsesizliğim...
Ne zaman esse o şarkı, bir yolculuğa çıkar anılarım...
Onun şehrine... Onun hayallerine... Onun kimsesizliğine...
Ellerimi ellerinin arasına alır, saklar...
Duyurur sesini...
Bilir ondan sonraki yazların serinliğini...
O şarkı her estiğinde, "o"nu getirir bana...
Özler beni...
Görür, bilir, ısıtır yine ellerimi...
Geri döner en kuytu pişmanlıklar geldikleri hatalara...
Gerçek gibi...
Bakar gözlerime, ısınırım yine...
Yanımdaymış gibi...
Bulutlar hala masal anlatırmış gibi...
Sanki "o yaz"mış gibi...
"Mış"gibi...
En yarım kalmış, en özlenen ve en yaralamış nakarata sahip o şarkı...
Her melodisinde burnumun direğini sızlatan...
Bir kaçışı hatırlatan...
İmkansızlığın şarkısı...
O aşkın şarkısı...
En aşk...
Sebepsiz sualsiz teslim olduğum...
Asla dediğim... Keşkelerle kaldığım...
Ellerimde yırtılmış anılarla ortada bırakıldığım...
"Mış gibi"m...
Bir trafik ışığında, gözlerine öylece bakakaldığım...
Kendimi unuttuğum... Şarkısıyla yıkandığım...
Öteki yarım, asla "olamaz"ım...
Uğruna harflerimi savaşın ortasına attığım...
Bir sabah ezanının sessizliğindeki çığlığım... Kimsesizliğim...
Ne zaman esse o şarkı, bir yolculuğa çıkar anılarım...
Onun şehrine... Onun hayallerine... Onun kimsesizliğine...
Ellerimi ellerinin arasına alır, saklar...
Duyurur sesini...
Bilir ondan sonraki yazların serinliğini...
O şarkı her estiğinde, "o"nu getirir bana...
Özler beni...
Görür, bilir, ısıtır yine ellerimi...
Geri döner en kuytu pişmanlıklar geldikleri hatalara...
Gerçek gibi...
Bakar gözlerime, ısınırım yine...
Yanımdaymış gibi...
Bulutlar hala masal anlatırmış gibi...
Sanki "o yaz"mış gibi...
"Mış"gibi...
25.5.12
KANDİL SİMİDİ
Sensiz geçen ilk kandil…
Zorla yedirdiğin, yemediğimiz zaman hüzünlendiğin o susamlı
kandil simitleri yok artık…
Olsa da senin elinden yemeyince o kadar anlamsız ki…
Ne zaman görsem, sen kokarlar hala…
Giderken onları da yanına almışsın sanki…
Aslında çok şey seninle birlikte gitmiş…
Ya da sen varsın diye bizimlelermiş…
Ardından bıraktığın kocaman boşluğa dalıp dalıp gidiyoruz
şimdi..
Bir sürü özlem, bütün keşkeler hücumda…
Keşke daha çok sarılsaydım, daha çok yatsaydım dizinde…
Keşke daha bir çekseydim kokunu içime…
Gittiğin yerlere birazcık götürdüysen yanında beni,
Seni buralarda çok özlediğimi bil…
Yokluğun öyle zor, öyle soğuk ki…
Ne eskisi gibi olabildi gökyüzü, ne de o şarkıyı duyabildim
bir daha…
Sen gittiğinden beri yağmurum hiç dinmedi…
Kimse sana benzeyemedi…
Hiçbir sarılma seninkinin yerine geçemedi…
Bütün masallara küsüm şimdi…
Ve hiç kandil simidi yemedim…
4.5.12
UNUT GİTSİN
Bir aşkın en büyük düşmanıysa pişmanlık…
yaşadığın o anların ardından, sana kalan pişmanlıksa eğer,
aşk yenik düşmüştür…
o her şeyini bağışladığın büyük sevda ağlıyordur artık…
bir köşede tek başına yüzleşirken aslında yanlış
olanlarınla, özür dilersin kendinden…
aşk için…
bir daha aşık olabilmek için…
Şimdi dolunay; bu kadar davet ederken seni yanlışa…
bunca yakmışken bütün ışıklarını…
öyle uzaktadır ki o pişmanlıklar aşka dair…
bütün özürler unutulmuş…
onca pişmanlık yaşanmamış…
Her şey aşk için…
Her şey aşka dair…
Razıysan yine aşık olmaya, o özlediğin pişmanlıklara, dön
sırtını bütün yaşanmışlıklarına…
Unut gitsin…
Dolunay hala burada…
23.4.12
YENİ BİR ALDANIŞ...
Bir kırgınlıkta daha geldin işte aklıma…
Hep aynı zamanlarda benimlesin…
Seni tam unutmuşken, aklımdan çıkarmışken, başka birinin
kimliğinde beliriyorsun…
O büründüğün bütün kimlikler de, en az senin gidişin kadar
acı veriyor bana…
Her başka kimlikte yokluğunla yüzleşmek o kadar zor ki…
Ellerimde birkaç silik anıyla, seni canlandırıyorum, görmemek
için bazı şeyleri…
Sana en çok ihtiyacım olan anlar, bir bırakış, bir aldanış
öyküsü oluyor…
Belki beni ilk bırakan olduğun için…
Yine aldandım…
Yine dua ettim, yanıma gelebilmen için…
Gelip beni koruyabilmen için…
Biliyorum ki sen her aldanışımda benimlesin…
En taze kırgınlığımdayım şimdi…
Ve… yine her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğu
gerçeğiyle yüz yüzeyim…
Ve… seni öyle özledim ki…
23.04.12
8.4.12
Bir Uzaklasma...
Tam da bu vakitlerdi... Arkama baka baka yurumustum o acimasiz yolu... Uzadikca uzuyordu, senden giderken butun yollar... Tek basinaydim artik... Artik olmayacagini bilmek mi zordu o kadar, yoksa aslinda hic gelmedigini fark etmek mi hatirlamiyorum... Oyle unutmustum ki herseyi ve oyle birakmistim ki herseyimi seninle, yurumekte zorlaniyordum... Gitme demeliydin... Her adimda donup donup bakmamin tek sebebi buydu... Uzaklastikca kuculuyordu dunya... Uzaklastikca duyulmuyordu... Senden tek bir iz bile kalmiyordu... Daha cok yolum vardi yurudukce bitmeyecek...
Ayni yoldayim simdi... Tam da bu vakitlerde arkamdan seslenmeni bekledigim yolda... Hersey ayni... Hala yoksun... Hala duyamiyorum... Ve ben hala sonuna kadar gidemedim o yolun... Bir umut, gitme demeni bekliyorum...
Ayni yoldayim simdi... Tam da bu vakitlerde arkamdan seslenmeni bekledigim yolda... Hersey ayni... Hala yoksun... Hala duyamiyorum... Ve ben hala sonuna kadar gidemedim o yolun... Bir umut, gitme demeni bekliyorum...
19.3.12
CİNAYET=AŞK
Aşkla cinayet eşit aslında…
Her aşkın sonu cinayet, her cinayetin nedeni aşk...
Suç kabullenilmedikçe, zaman aşımına uğrar sevdalar…
Bir kesici aletle üzerine yürürken kalbin, açmaya korktuğun bütün yaralar için çekil git kendinden…
Dönme olay yerine bir daha…
Döneceksen de, öldürme…
Çünkü…
Hiç bir delil bırakmadan yaşanmaz aşk…
Ceza almadan hiç bir cinayetten kolayca kurtulunamaz…
Kusursuz bir aşkın sonunda nasıl daima üç nokta varsa...
Kusursuz bir cinayet de olamaz…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)